• A. B. koleksiyonu.
    • Bavyera (kılıçlı) liderlik (liyakat) nişanı
    • İlk olarak 1866'da König Ludwig II hükümdarlığı döneminde başarı gösteren askeri personele verilmeye başlandı.
    • Nişan sınıfı kılıçsız, kılıçlı veya kılıçlı ve taçlı ayrıldı. Müzayedeye sunduğumuz 2. sınıf nişandır.
    • Ön yözeyinde Ludwig II'nin inisayali arka yüzeyde Bavyera aslanı kabartmaları mevcut.
    • Perdahlı, yaldızlı...
    • 48x40mm.
    • Orjinal kutusunda.
    • Kadife kaplamalı
    • Kondisyonu 10/9
  • A. B. koleksiyonu. (*)
    • Kılıçlı Nazi bastonu (**)
    • Uzunluk, 91cm.
    • Mine işlemeli
    • Metal kısımlar pirinç
    • Masif maun
    • İmitasyon
    • Fransız yapımı
    (*) 70'li yıllarda yurtdışından satın alınmıştır. (**) Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi'nin (NSDAP) önceleyen Alman İşçi Partisi (DAP) 1920 yılında bastonun tepesinde yeralan gamalı haç figürünü sembol olarak belirler.
  • E. Ç. koleksiyonu. (*) "Sultanların hat muallimi"
    • Hafız Osman hattı / 1642-1698 (**)
    • 14.5x19cm.
    • Kondisyonu çok iyi
    Hafız Osman hattından dikkat çeken ifadeler şu şekildedir:
    • "Kadınlara ve yaşlı adamlara vefa, cefadan daha güzeldir." (Transkript: "Eleysel vefâü aninnisaü adiymün ve cefâün ve hünne. Alerricâli kadiymün nigmel mekal.")
    • “Bu ilmi sonraki nesillerden dürüst ve kabiliyetli olanlar alıp aktaracak ve onu cahillerin yorumlarından, bâtıl ehlinin istismarından ve haddi aşanların saptırmalarından koruyacaktır.” (Nesih hattıyla Hadis-i Şerif)
    (*) Hattın ilk sahibi M. H. E.'un verdiği bilgiye göre eser, 1990 başlarında Ankara'da müzayededen satın alınmıştır. (**) Hattat Bekir Er'in titiz incelemesi hattın Hafız Osman'a ait olduğun teyit etmiştir. ____________________________ Hattat Hafız Osman Efendi (1642-1698) Hafız Osman Efendi, Osmanlı devri hat sanatının efsane isimlerinden biri belki de birincisidir. Osmanlı hat mektebinin kurucusu kabul edilen Şeyh Hamdullah’tan (1436- 1520) sonra akla gelen ilk kişi Hattat Hafız Osman’dır. Yazdığı çok sayıda her türden yazıları, bilhassa Mushaf-ı şerifleri ve yetiştirdiği çok değerli ve çok sayıda çırakları sebebiyle “hüsn-ü hat” tarihinde büyük şöhrete ulaşmıştır. Sultan II. Mustafa'ya, III. Mustafa'ya, şehzadeliği sırasında III. Ahmed'e hocalık yaptığı devlet kayıtlarında sabittir. Hafız Osman Efendi, bugün bile hat dünyasında en çok yazılan ve çok da rağbet edilen Hilye-i şerif yazma an’anesininin kurucusudur. Uzun zamandır yaygın olan yazıları resimsel bir tasarım halinde toparlayarak, bu sanatın standardını oluşturmuş; hilyeler duvar dekorasyonu veya yüzey süsü olarak diğer dinlerin geleneğindeki figür resimleri fonksiyonunu görür olmuştur. Hâfız Osman ölümünden üç dört yıl önce felç geçirmiş, ancak uygulanan tedaviyle hastalığı hafif atlattığından yazılarında bir gerileme görülmemiştir. Günümüze kalan yapıtları Topkapı Sarayı Kütüphanesi, Sabancı Müzesi ve Nasser D. Khalili koleksiyonlarında bulunmaktadır. Kaynakça:
    • TDV İslâm Ansiklopedisi, 15. cilt, İstanbul, 1997.
    • Cl. Huart, Les calligraphes et les miniaturistes de l’Orient musulman, Paris, 1908.
    • Kemâl Çığ, Hattat Hâfız Osman, İstanbul 1949.
    • M. Uğur Derman, Türk Hat Sanatının Şâheserleri, İstanbul, 1982.
  • Y. K. koleksiyonu. (*) Rus Çarı 1. Nicholas: "Ayvazovski, ben dünyanın, sen de denizin kralısın!" Emsalsiz, çok nadir... (**)
    • Ivan Konstantinovich Aivazovsky (Ayvazovski)
    • İmzalı, 1884
    • Tuval, yağlı boya
    • 88x132cm.
    • Restorasyon görmüştür. (Haliyle fotoğraflarda detayıyla görülmektedir)
    • Tuvalde çatlaklar mevcuttur.
    (*) Eser, sahibinin verdiği bilgiye göre Antik A.Ş'nin 1990 sonlarında Ankara'da Kent Otel'de düzenlediği müzayededen satın alınmıştır. (**) Rusya Federasyonu Kültür Bakanlığı’nın orijinalliği teyit eden yazısı (ekspertiz raporu) ve yeminli tercümesi mevcuttur. Rapor, 894/01.08.1996 tarih ve sayılı olup Devlet Müzesi Bölüm Şefi Kosoladov tarafından hazırlanmıştır. _________________ Ayvazovski (1817-1900) Kırım doğumlu Ermeni asıllı ressam Ivan Ayvazovski (Hovhannes Ayvazyan) Rus resim sanatının belki de en tanınmış ismidir. Büyük çoğunluğu deniz manzaralarından oluşan  beş bin civarında eseri bulunduğu tahmin edilmektedir. Romantik sanatçı, döneminde Rus çarılarından  Osmanlı Sultanlarına,  Papa 16. Gregor'dan İngiliz dahi William Turner'a uzanan geniş hayran kitlesine sahip olmuştur. Eserleri Louvre Müzesi'nde sergilenen ilk Rus ressam Ayvazovski'dir. Üstün yeteneği Simferopol lisesinde okurken keşfedilen Ayvazovski, 16 yaşındayken  Çar'ın emriyle St. Petersbourg Akademisi'ne kabul edilir. Dönemdaşlarından iki yıl erken bitirdiği eğitiminin ardından devlet tarafından Avrupa'ya gönderilir. 1844'te  (27 yaşında) bir çok ülkede sergi açmış,  uluslararası ün kazanmış bir sanatçı  olarak Rusya'ya döner. Rus filosuyla birlikte yelken açmasına, donanmanın faaliyetlerini belgelemesine fırsat veren "Donanma Ressamlığı”na atanır. Uzun sanat yaşamı boyunca 135 kent gezen 120 kişisel sergi açan Ayvazovski'nin Rusya dışında en sevdiği kentin İstanbul olduğu söylenir. 1845-1890 arasında defalarca ziyaret ettiği Osmanlı başkentinde Abdülaziz, Abdülmecit ve 2. Abdülhamid tarafından saraylarda ağırlanır. “Osmanlı liyakat beratı” verilir. Ayvazovski’nin eserlerinin büyük bir kısmı St. Petersburg, Moskova ve Erivan devlet müzelerinde sergilenmektedir. Dolmabahçe Sarayı, Deniz Müzesi, Askeri Müze, Cumhurbaşkanlığı, Fener Rum Patrikhanesi ve İstanbul Kumkapı Ermeni Patrikhanesi’nin koleksiyonlarında da 30 civarında eseri bulunmaktadır. Kaynakça
    • Amidst the waves. 20 fascinating facts about Ivan Aivazovsky, the artist most loved by the Russians | Arthive
    • Ivan Aivazovsky - "King of the Sea" - Draw Paint Academy
     
  • H.E. koleksiyonu. Nadir...
    • 19. yüzyıl
    • El işi, üç parçadan ağaç oyması
    • 66x60cm.
    • Nadir görülen tarzda altın yaldızla dekorlanmıştır
    • Üç parçalı oymanın bir parçasında on yıllara sari çatlak mevcut
    • Sahibinin verdiği bilgiye göre 1990 başlarında müzayededen satın alınmıştır.
     
  • Patek Philippe…
    • Satın alındığı tarih: 22 Mayıs 1980
    • Sertifikalı
    • Referans no: 3634
    • Kalibre no:28255, aut.
    • 36 jewels
    • Kasa, 18 ct.
    • Dore kadran, Romen rakamları
    • 0.39 karat pırlanta
    • Kayış, cuir
    • Kondisyon, çok iyi (kullanılmamış)
    • Orijinal kutusunda
    • Marka rehberleri, deri zarf vd. tam set
  • Sultan Reşad'a atıfla Osmanlı devlet arması: "Çok yaşa Padişahım"
    • II. Meşruiyetin anısına... Osmanlı arması
    • 55x48cm.
    • İpek atlas dival işlemeli, altın klaptan… Nakışlar, pirinç çekilerek altın yaldız vurulmuş ince metal iplikle yapılmıştır.
    • Dönemi tespit edilemedi.
    • Eserde, "Çok yaşa Padişahım ve Reşad" ibareleri dikkat çekiyor.
    • Osmanlı arması versiyonları vardır. Müzayedeye sunduğumuz versiyon 1909 - 1910 yılları arasında kullanılmıştır.
    ______________ Provenance Koleksiyon A.Ş tarafından 1999 Nisan ayında düzenlenen müzayededen satın alınmıştır. Fatura bilgilerine göre esere karşılık KDV dahil 85 milyon 230 bin lira ödenmiştir. ______________ Osmanlı İmparatorluğu arması (1882-1922) 19. yüzyılda Birleşik Krallık geleneğindeki nişanlardan etkilenilerek Osmanlı Devleti için hazırlanmıştır. Öncesinde, padişah tuğraları devlet nişanı yerine geçiyordu. Osmanlı arşivlerinde yapılan araştırma sonucu armanın yapılışı hakkında şu bilgilere rastlanmıştır: Osmanlı ile Rusya arasındaki Kırım Savaşı sırasında, Fransızların Sultan Abdülmecid'e verdiği Légion d'honneur nişanı, Osmanlı Devleti ile yakın ilişkiler kurmaya çalışan İngiltere'yi harekete geçirir. İngiltere Kraliçesi Victoria, Fransa'nın verdiği nişana karşılık Kasım 1856'da Dizbağı Nişanı'nı Osmanlı Sultanı'na sunar. 1346'da Kral III. Edward tarafından ortaya çıkarılan Dizbağı Nişanı'nın geleneğinde şöyle bir uygulama vardır: Nişanı alan kişi ya da hükümdarların armaları Londra'da Windsor Sarayı'nda bulunan Saint George Kilisesi'nin duvarında asılmaktadır. Ancak Osmanlı Padişahı'nın arması bulunmamaktadır. Bunun üzerine Kraliçe Victoria, Prens Charles Young ismindeki arma uzmanını Osmanlı için arma tasarlamak üzere görevlendirir. İstanbul'a gelerek araştırmalarda bulunan Young'a, Etyen Pizani isminde bir tercüman yardımcı olur. İngiliz tasarımcı, padişahlık alameti olan saltanat kavuğunu, sorgucu, ay-yıldızlı sancağı ve tuğrayı ön plana çıkararak bir arma hazırlar. Bir yılda hazırlanarak İstanbul'a gönderilen arma çizimlerini Sultan Abdülmecid de beğenir. Bu şekilde oluşan Osmanlı Devleti arması İngiltere'nin Saint George Kilisesi'ndeki yerini alır. Osmanlı nişanının son hali, 17 Nisan 1882'de Sultan II. Abdülhamid tarafından yürürlüğe konmuştur. _____________ Neden Sultan Reşad? İkinci Meşrutiyet'in (1908) ilanından sonra seçimlere gidildi. Seçimleri ittihatçılar kazandı. Seçimlerin ardından oluşan yeni Meclis-i Mebusan 17 Aralık 1908'de çalışmalarına başladı. 6 Nisan 1909 günü muhalif gazeteci Hasan Fehmi Bey'in bir İttihat ve Terakki fedâisi tarafından öldürülmesi, İstanbul'da büyük bir protesto gösterisine yol açtı. Ve sonunda 13 Nisan 1909'da bazı askerî birliklerin ve medrese öğrencilerinin katıldığı ayaklanma başladı. Bazı subaylar ve milletvekilleri linç edildi. İttihatçı olarak bilinen gazeteler yağmalandı. Eski takvimle yeni takvim arasındaki 13 günlük farktan dolayı 31 Mart Vakası olarak anılan bu ayaklanma, Selanik'ten gelen (Atatürk'ün de subay olarak katıldığı) Hareket Ordusu tarafından 24 Nisan'da bastırıldı. 27 Nisan'da yeniden toplanan Meclis, II. Abdülhamid'i bu ayaklanmadan sorumlu tutarak tahttan indirilmesine ve yaşlı şehzade Mehmed Reşâd Efendi'nin V. Mehmed adıyla yerine geçirilmesine karar verdi. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemine damgasını vuran başlıca unsurlardan olan İkinci Meşrutiyet, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarına da büyük etkiler yaptı.
  • Theo Sarmas koleksiyonu. Sıradışı, çok nadir, en uzun Çanakkale. (*)
    • Yükseklik, 55 cm.
    • 20’nci yüzyıl başları…
    • Kondisyonu çok iyi.
    (*) Tespit edilebildiği kadarıyla Türkiye’de ilk defa bu kadar uzun boylu (55 cm.) Çanakkale çömlek – seramik müzayedeye sunuluyor. Çanakkale (çömlek) davulun, Yunan işgal ordusunun Anadolu’dan çekilmesine müteakiben 1922 – 23 mübadelesinde Yunanistan’a götürüldüğü düşünülmektedir.  (Elizabeth French, Hatıra Eşyalar ve Yeni Fikirler… ‘Seeking the Collectors: Çanakkale Jugs in UK Collections’ in Souvenirs and New Ideas…; derleyen Diane Fortenberry, Oxford, 2013, s. 39 – 43) _____________ Provenance: 1960 başlarından beri Theo Sarmas koleksiyonunda tutuluyordu. Londra merkezli Chiswick Auctions şirketinin, 3 Mayıs 2019 tarihli İslam ve Hint Sanat Müzayedesinde (Islamic and Indian Art Auction) lot95 numarasıyla el değiştirdi. ***   Çanakkale davulun karakteristik özellikleri özetle şöyle:
    • Geleneksel şekle sahip küresel gövde.
    • Sırlı, düşük ateşte pişirilmiş.
    • Çanakkale yöresine özel kırmızı kil kullanılmıştır.
    • Uzun konik ayak.
    • Davul ayak kısmına gerilmiş deri dönemine ait olup mükemmel kondisyondadır.
    • Bezeme ve motifler kök boya.
    • Ağız kenarında, stilize rozet ve çapraz spiral bantlardan oluşan kalıplı bezeme.
    • Ayağa doğru, üstte ve ayağın kenarında bakır yeşili (polikarbon) boyalı motifler.
    • Orta alt kısımda üç ayrı bitkisel fisto.
    *** A Canakkale Pottery drum property from the Theo Sarmas Collection Ottoman – Turkey or Provinces, early 20th century of traditional shape, the globular body resting on a tall conical foot, stepped to the edge, the circular mouth still covered with the original leather, the body with moulded decoration near the mouth consisting of a band of stylised rosettes and diagonal spiralling bands, towards the foot three V-shaped moulded vegetal festoons, painted in copper green at the top and on the foot’s edge, with a later rope used as shoulder strap, 55cm high. Provenance: Theo Sarmas collection in London since early 1960s. Of clear ethnographic interest, this drum is a rare and unusual survivor of the early 20th-century Canakkale pottery production. Provenance: Chiswick Auctions, “Islamic and Indian Art Auction”, 3 May 2019, lot95
  • Ö. F.U / O.U. koleksiyonu. Sıradışı, emsalsiz bir eser... (*)
    • Nuri Abaç
    • İki süvarili at, 1967
    • İmzalı, 70x40cm.
    • Eserde üç ayrı yerde restorasyon vardır. Restorasyonlar son derece başarılıdır. Bu nedenle işaret edilmediği halde restore edilen bölgeler farkedilmemektedir.
    (*) Nuri Abaç, bugün daha bilinir olan Karagöz-Hacivat, taka - gemi, kaz-kuğu benzeri figürleri 1970'li yılların ortalarından sonra yapmaya başladı. Müzayedeye sunduğumuz 1967 tarihli eser serisi ise 1960 yıllarda belirdi. Abaç'ın 60'lı yıllara ait eserlerinde sürreal - fantastik figür ve soyutlamalara rastlanır. ______________ Eserin hikayesi Nuri Abaç'ın ilk defa müzayedeye çıkan sıradışı eseri, 30 yılı aşkın süre aynı ailenin duvarında muhafaza edildi. Abaç, eseri 1980 başlarında Ankara - Mithatpaşa caddesinde Net Reklam unvanıyla reklam ve çerçeve işleri yapan arkadaşı Muharrem Kölay'a bırakır. Net Reklam, Abaç'ın Ankara - Sıhhıye / Halk sokakta atölyesine de yakındır. Eser, uzun yıllar Kölay da kalır. Ö.F.U. ise eseri 1990 başlarında Kölay'dan satın alır.  Ö.F.U, vefat ettiği 2018 yılına kadar eseri muhafaza eder. Sonrasında eser oğlu O.U'ya devrolur. ______________ Nuri Abaç (1926-2008) "Abaç'ın çalışmalarını ilk gençlik yıllarından beri ilgiyle izlemekte olan arkadaşı Haşmet Akal (...) 'Batıda gelişen modern ekollerin şartlarına yüzde yüz uygun ilk Türk resminin Nuri Abaç'la ortaya çıktığını' öne sürmekten çekinmez." (Kaya Özsezgin, 1998) "Abaç resimleri 1970 öncesi ve sonrası olmak üzere iki dönemde incelenebilir. Ancak her iki dönem için de temel aks; fantastik yorumdur. 1970’lerde resimsel anlatımın motifsel dili üzerinde yoğunlaşmaya başlar. Böylece bu dönemden sonra geleneksel kaynaklara yönelen sanatçılar arasına katılır." (Gaye Yeşilsoy, 2015)  
  • Eser, Atatürk’ün 1928 yılında Milli Eytam ve Emlak Bankası Genel Müdürlüğüne getirdiği Hakkı Saffet (Savfet) Tarı tarafından 1930 başlarında edinildi. 100 yıla yakın süredir Tarı ailesince muhafaza edilmiştir.
    • Tuval, yağlıboya, peyzaj
    • İmzalı, 19. yüzyıl – pirimitif (Osmanlıca / Sabri kulları) (*)
    • 75x100cm. / çerçeveli 98x122cm. (**)
    • Küçük onarım mevcuttur (***)
    (*) Sanatçı “Sabri” kimdir, tespit edilememiştir. Ancak tarz itibariyle “primitif Osmanlı” özellikleri taşıdığı aşikardır. Primitif Osmanlı ressamlarının pek çoğu, çekilmiş fotoğrafları model olarak kullanır. Bu ressamlara foto yorumcuları da diyebiliriz. Asker ya da sivil okul mezunu, yaşam öyküleri pek bilinmeyen kişilerdir. Bir kaç resimle tanınırlar. Resim sanatına hiperrealistleri özendirecek kadar duru, sakin, ıssız yorumla yaklaşırlar. Büyük ölçüde insan figürü barındırmayan peyzajlar çizerler. İmzaları ardına “kulları” deyimini eklerler.. “Kulları” deyimi dinsel politik olup, sanatçı çekingenliğine de bağlanabilir. Hüseyin Giritli, Hilmi Kasımpaşalı, Fahri Kaptan, Ahmet Şekür bu sanatçılardan bazılarıdır. “Foto-yorumcuların fotoğraftaki kompozisyonu, genellikle insan figürleri ve diğer ayrıntılardan çoğunlukla sıyırarak sakin, adeta düşsel denebilecek bir atmosfer yorumuna kavuşturarak aynen uyguladıkları görülür. Bu durumda resmi ön ve arka planları arasında netlik farkı olmaz, ancak çizgisel perspektife ilişkin değerinin ve objektifin yansıttığı net ışık-gölge efektlerinin özenle uygulandığı dikkati çeker.” ( Anadolu Uygarlıkları Ansiklopedisi, Görsel yay. c.6, s.1147-1148) (***) Tuval, gürgen benzeri ağaç şaseye gerilmiştir. Bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen şasede hiç bir şekilde çalışma belirtisi yoktur. Tuval şasesi ağaç çerçevenin içine son derece düzgün şekilde oturtulmuştur. (****) Tarı ailesinin verdiği bilgiye göre eser, 1960’lı yıllarda Ankara Resim ve Heykel müzesinde restorasyona sokuldu. Tuval, iki küçük bölge itibariyle ustalıkla onarıldı. ________________ Hakkı Saffet Tarı (1886 – 1952) İstanbul Mutasarrıfı Saffet Paşa’nın oğludur. Atatürk’ün 1928 yılında Emlak ve Eytam Bankası’na atadığı ilk genel müdürdür. Fenerbahçe Spor Kulübü kurucusu ve 3’üncü başkanıdır. Hakkı Saffet (Safvet) bey, Fenerbahçe’nin kuruluş amacının tanımlandığı “Memlekette terbiye-i bedeniye ve fikriyenin teminine çalışmak ve şübban-ı vatanı mübareze-i hayata ve meşak ve esfar-ı askeriyeye alıştırmak üzere” başlıklı tescil belgesinde “kasadar” olarak anılmaktadır. (Bkz. Dr. Rüştü Dağlaroğlu, Fenerbahçe Spor Kulübü Tarihi 1907 – 1957, Türksesi matbaası, İstanbul, 1957) Hakkı Saffet beyin atama kararı (Devlet Arşivleri) Hakkı Saffet Tarı (Salt Online Osmanlı Bankası arşivi)
  • “Chateau des Tuileries” damgalı Sevres çift vazo…
    • Yükseklik, 300mm.
    • “Bertin” imzalı
    • Bronz giydirme
    • Kabartmalı, floral desenleri altın izlenimi vermekle birlikte yaldızlı pirinçtir
    • Tamamı el boyaması
    • Polikrom boyamalı,
    • Vazoların kapak ve tabanlarında “L’S” damgası yeralıyor.
    • uranyum kırmızısı rengindeki "L'S“ markasına "Chateau des Tuleries” damgası eşlik ediyor.
    Chateau des Tuileries, Paris‘te Louvre Müzesi ile Concorde meydanı arasında inşa edilmiş kralın dinlenme sarayıdır. Bugün “Tuileries Bahçeleri” adıyla bildiğimiz saray, 1871 Devrimi’nde yandı. Vazoların da 1871 yılı öncesi yapılmış olabileceği düşünülüyor. Bu görüş makul görünmekle birlikte -temkinli davranarak- vazoları 19’uncu yüzyıl olarak tarihlemek de mümkün. _______________ Rendezade ailesi Chateau des Tuileries damgalı Sevres çift vazo, 150 yıldır Yanyalı Rendazade Aslan Efendi’nin aile terekesinde tutuluyordu. Rendazade Aslan Efendi, Cumhuriyetin kurucu isimlerinden Abdülhalik Renda’nın (1881-1957) babası oluyor. _______________ Tuileries damgası kime ait? Uzmanlarımız arasında ağırlık kazanan görüş, vazoların Gustavus Adolphus Stulz isimli Fransız sanatkarın atölyesinden çıkmış olabileceği yönündedir. Strasbourg’daki Ecole des Arts Decoratifs ve Sevres porselen boyama fabrikasında eğitim alan Stulz’un minyatürleri halen Paris ve Londra’nın belli müzelerinde sergilenmektedir. Stulz, Tuileries sarayının porselen işlerinde sıkça rastlanan bir isimdir.
  • Gelin… (*)
    • Tuval, yağlı boya (**)
    • İmzalı, 1990
    • 25x31cm.
    (*) Eser, 1993 yılında Galeri Selvin’den 25 milyon lira (bugünkü ifadeyle 25 bin liraya) satın alınmıştır. (**) Eser, tuval bordürlerindeki yaldız formlar içindeki şiirle dikkat çeker. Pesen’in notlarına göre eserdeki şiir 1966 yılında yazılmıştır. ______________ Mehmet Pesen (1923-2012)
    • 1948 yılında Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Resim Bölümü'nü bitirdi.
    • Hocaları Bedri Rahmi Eyüpoğlu'nun öğretisi doğrultusunda arkadaşlarıyla kurulan On'lar grubu içinde yer aldı; minyatürle resmi bağdaştıran eserler üretti.
    • Maddi zorluklarla geçen öğrencilik yıllarında sahaflara cilt ve ebrular yaptı. Bir ara sahaflığı düşünse de “O gün için 150 lirayı temin edemediği” için dükkanını açamadı.
    • İlk kişisel sergisini 1957’de açtı.
    • Sanatındaki olgunlaşma evresini şöyle anlatır: “Minyatürü çağdaş bir hikaye veya şiir gibi, ve cihanşumül (evrensel) ölçülerde yorumlayayım istedim. İstediklerime bir ölçüde ulaştım.”
    • 1970’lerin sonlarında derinlik ögesini katarak minyatür formunda eserler üretti. Eserlerinde, “gelin” temalı köy düğünü tasvirleriyle dikkat çekti.
    • 1980’li yıllardan itibaren tuval kenarlarını kompozisyonu çevreleyen bordürlere dönüştürdü. Konu ile doğrudan bağlantılı olan bu bordürlerde, Karadeniz horonları, gelin alayları, harman dönüşü ot yüklü arabalar önünde köye dönen insanlar, güvercinler, martılar, İstanbul’u simgeleyen cami silüetleri, balıklar ve tavukları küçük ama detaylı şekilde betimledi. İlerleyen yıllarda bu bordürlerde, ebru, çeşitli yazılar ve bizzat Pesen tarafından yazılmış şiirlere yer verdi.
    • Pesen’in yapıtlarından ikisini 1984 yılında UNICEF kartpostallarına basıldı. 1986’da, yine UNICEF ile Strasbourg Akademisi’nin birlikte düzenledikleri Uluslararası Kartpostal Yaratımları Yarışması’nda 34 ülkeden 600 eser arasında “Yurtta Sulh Cihanda Sulh” adlı resmiyle Büyük Ödül’e layık görüldü.
    • Sanatçı, 2000’li yılların başında geçirdiği rahatsızlık sonrası halk kültürümüzde önemli bir yeri olan nazar boncuklu figüratif ve yarı soyut resimler yapmaya yöneldi. Bu eserlerinde kümes hayvanlarından horoz, hindi ve boncuk ana figürler oldu.
    • Uzun yıllar Haydarpaşa Lisesi 'nde resim öğretmenliği yaptı.
    • 1998 yılında Plastik Sanatçılar Derneği tarafından kendisine ‘Sanatta 50.Yıl’ ödülü verildi.
  • Antika vasıfta dürbün.
    • Optik tüp genişliği, 482mm.
    • Manuel
    • Has deri
    • Kapaklı
    • Uzunluk, 450mm.
    • Vida delikleri hariç tüm aksamlar pirinç
    • Ayarlanabilir tripod
    • Tripod + dürbün,700mm.
    • Tripod, pelesenk ağacı
    • Kondisyon, 10/10
  • H. E. koleksiyonu. Bronz figür...
    • Bill Toma (*)
    • Dragon Flight, bronz
    • Limited 3/75, 2001
    • 45x52x55cm.
    • Dairesel hareketli mekanizma üzerinde...
    • Kondisyon 10/10
    (*) 45 yıl süreyle Walt Disney stüdyoları için çalıştı. Olağanüstü detaylar taşıyan fantastik bronz figürlerin imtiyaz hakları Walt Disney'de kalırken, Toma da uluslararası üne kavuştu. Rivayete göre koleksiyonerleri arasında Michael Jackson da yeralmaktadır.
  • E.T koleksiyonu.
    • 1975 yılında Amerikan Posta Servisi envanterine girmiştir.
    • Triner marka, 1/2 oz model
    • 1 lb (pound) - 0.45kg.
    • 11x24cm.
    • Kondisyonu 10/8 (marka yazısında kullanımdan dolayı kısmi kayıplar vardır.
  • E.T. koleksiyonu. Osmanlı Yunanistanı'nın en büyük ölçekli modern askeri haritası (çok nadir...) Harita, 1308 (1892) yılında Erkan-ı Harbiye-i Umumiye matbaasında basılmıştır.
    • Askeri harita
    • 90x150cm.
    • El boyası mevcuttur
    • Fiziki gösterimleri son derece detaylıdır.
    • 1/300.000 ölçek
    Avrupa 19'uncu yüzyıl aydınlanma ve milliyetçilik fikriyatının Osmanlı topraklarındaki ilk etkileri Rumeli'de görülür. Rumeli, Batı Avrupa’daki nispeten homojen yapının aksine çok etnikli yapıdadır.. Yüzyıllar boyunca Osmanlı tebaası hukukuyla yönetilen unsurlar Osmanlı Devleti’nden ayrılarak bağımsız birer siyasi teşekkül oluşturma yarışına girer. Bölgenin "Balkanlaşma" süreci başlar.. Nitekim bu kavram yüzyıl sonunda coğrafi anlamından uzaklaşarak siyasi bir anlam kazanmış ve Osmanlı Devleti’nden ayrılarak bağımsız olan devletleri tanımlamada kullanılmıştır. Eski coğrafi ve siyasi birimler milliyetçi akımlarla parçalanarak küçük devletlere dönüşür. Balkanlaşma terimi I. Dünya Savaşı sonunda tam olarak yerine oturur. Osmanlı’dan ilk ayrılan ulus, Yunan ulusu olurken Arnavutluk’un bağımsızlığını kazanarak Balkan haritasındaki yerini almasıyla bölgedeki süreç tamamlanmıştır. Eric Hobsbawm Balkanlaşmayı, Küçük Devletler Sistemi olarak tabir etmiştir. Norman J. G. Pounds ise bu terimi coğrafi bir alanın küçük ve çoğu zaman birbirine düşman birimler arasında bölünmesini anlatmak için kullanmıştır. (Todorova, 2013, ss.75-77). (Aktaran, Arzu Erman, Doktora Tezi, Ankara, 2019)
  • E.T. koleksiyonu. Mufassal Balkan Sibh-i Ceziresi (ayrıntılı Osmanlı Balkan Yarımadası) haritası... Miralay Elhac Mehmed Nasrullah ve Binbaşı Mehmed Rüşdü tarafından hazılanan haritada sınırlar ve bazı yer isimleri el boyasıdır.
    •  Sahibi ve naşir: Dersaadette Bab-ı Ali caddesinde Tefeyyüz Kütüphanesi, 1328 (1912)
    • 87x121cm.
    • 1/1.500.00 ölçek
    • Sağlam koruması içinde muhafaza edilmiştir.
    • Kondisyon 10/8
    • Harita kenarlarında ilgi çekici el yazısı notlar bulunmaktadır.
    Haritanın sol sütununda yeralan üçlü, Osmanlı'nın gerileme tarihini göstermektedir.
    • Sol üst baştaki harita, Ayastefanos Antlaşması yani 93 Harbi (1878, Osmanı - Rus savaşı) öncesindeki sınırları ifade ediyor.
    • Sol sütunun yukarıdan ikinci haritası Kanuni Sultan Süleyman dönemi kazanılan vilayetleri gösteriyor.
    • Sol sütunun yukarıdan üçüncü haritası ise Murat Hüdavendigar dönemi elde edilen topraklara işaret ediyor.
    Haritanın ana lejantı:
    • Avrupa-i Osmani - Bulgaristan-Sırbıstan-Yunanistan ve Karadağ memleketi ile Bosna Ersek Kit'asını ve Romanya ülkesinin kısm-ı azamını iare eden (gösteren) harita Miralay Elhac Mehmed Nasrullah ve Binbaşı Mehmed Rüşdü beyler tarafından teslim edilmiştir
  • E.T. koleksiyonu. Coğrafya-yı Askeri Muavini Piyade Yüzbaşısı Osman Nuri'nin Osmanlı - Rumeli Şark-i Vilayetler haritası...
    • Dersaadet Mekteb-i Fünun-u Harbiye-i  Şahane Matbaası, 1328 (1911)
    • El boyası
    • 57x82cm.
    • 1/1.500.000 ölçek
    • Haritanın saf alt kısmında yeralan lejant bilgileri Osmanlı'nın kaybedilen Rumeli Şark-i Vilayetlerinin İstanbul'a - karayolu itibariyle - mesafe saatini göstermektedir. Sol altta yeralan lejant ise deniz mili uzaklıkları göstermektedir.
    • Harita, Yunan (Adriyatik) denizinden İstanbul - Çanakkale boğazları ile Avusturya - Macaristan ve Eflak - Romanya arasındaki vilayetlerin mesafelerini göstermektedir.
    • Kondisyonu çok iyi.
  • İngiliz oyun masası... (*)
    • Deri kaplama, altın yaldız işlemeli
    • Çift çekmeceli, çift kanat tabla
    • Üst kısım maun kaplama, çekmece ve baçaklar masif maun
    • 76x90x46cm.
    (*) Sahibinin verdiği bilgiye göre 1980 başlarında Londra'dan satın alınmıştır.
  • İngiliz zigon sehba... (*)
    • Üçlü
    • Deri kaplama, altın yaldız işlemeli
    • Deri aksamda yıllara sari yıpranma mevcut
    • Üst kısım maun kaplama, bacaklar masif maun
    • 50x55,5x37,5cm.
    (*) Sahibinin verdiği bilgiye göre, zigon sehpa 1980'li yıllarda Londra'dan satın alınmıştır.  
  • Çatal - bıçak kutusu (*)
    • İngiliz
    • Maun kaplama
    • 4 çekmece + kapak, kadife kaplı
    • Kaidedemonte
    • 41cm. (ayakla birlikte 82cm.) x 36,5x30,5cm.
    (*) Sahibinin verdiği bilgiye göre 1980 başlarında Londra'dan satın alınmıştır.
  • Sertifikalı, 6 adet özel cüzdanında 30 antik Çin madeni parası... Madeni paraların otantik olduğuna ilişkin sertifikalar, Amerikan Numismatik Derneği üyesi Robert L. Danziger tarafından hazırlanmıştır. 30 adet madeni para Çin tarihine hükmeden 5 hanedan dönemine aittir:
    • Han Hanedanı: Wang Mang parası (M.S. 7-23)
    • T'ang Hanedanı: (M.S.  618-907)
    • Song Hanedanı: (M.S. 960-1279)
    • Ming Hanedanı: (M.S. 1368-1644)
    • Q'ıng Hanedanı: (M.S. 1636-1911)
       
  • Çift gaz lambası, 1950'li yıllar... 70 yıla yakın süre Ankara'nın ilk modern eczanelerinden "Yenişehir Eczanesi'nin" vitrininde sergilendi.
    • Cam haznesi el yapımı
    • Süslemeleri el boyası, altın kalem işi
    • Pirinç döküm, mermer aksamlı
    • Çift fitilli
    • Y: 33 cm, (fanuslu, 55 cm.)
  • IC Art Gallery özel koleksiyonundan, sertifikalı... (*)
    • Eser kodu: PRG 0018
    • Eser adı: Gümüş kesme
    • Sanatçı: Yaşar Demir
    • Satış Tarihi: 15 Nisan 2005
    (*) IC Art Gallery, istenildiğinde gümüş kesme hattı herhangi bir zamanda o günkü nominal değer üzerinden ve belirli bir komisyon karşılığında satışa sunmayı veya başka eser / eserlerle değiştirmeyi taahhüt etmektedir.
  • Kauffer'in 1776 tarihli astronomik Efes haritası... (*)
    • Marie Gabriel Florent Auguste de Choiseul Gouffier (1752 – 1817)
    • Eser: Voyage-Pittoresque de la Gréce, 120. plan, 1782, Paris
    • Harita: François Kauffer (1758-1801) (**)
    • Gravürcü: J.Perrier
    • Nadir…
    • 35 x 22.5 cm.
    • Bakır baskı
    • Döneminin el (kök) boyası
    • Kondisyonu: Çok iyi
    (*) Efes ve civarı haritası, Choiseul-Gouffier’nin  1776’daki Antik Yunan coğrafyasına yaptığı araştırma gezisi sırasında çizilmiştir. Ancak bu haritayı - Gouffier'in kitabında yayınlandığı halde- François Kauffer'in adıyla sunmayı tercih ediyoruz. Çünkü haritaya değer katan bizatihi Kauffer'in elinden çıkmasıdır. Rus askeri arşivinden çıkan belgelere göre Kauffer, uzun yıllar Rus istihbaratı için çalışır. Başta kaleler olmak üzere haritacılık ve diğer askeri yapıların inşasında III. Selim'i yönlendiren mühendis olarak tarif edilmektedir. Öte yandan Kauffer, 1776 yılında İstanbul'un ölçülü ilk haritasını (1/25.000 ölçekle) çizen mühendistir. Sonraki yıllarda çizilen tüm haritalara da ilham kaynağı olur. (Ref: Oya Şenyurt, Tarih İncelemeleri Dergisi XXVIII / 2, 2013, 487-521) ---------------------- Kauffer Ruslara hangi bilgileri sattı? François Kauffer’in en erken 1792 yılına tarihlenen Osmanlı kalelerinin çizimlerinin Rus arşivlerinde yer aldığı araştırmacılar  tarafından  tespit  edilmiştir. Kalelere ait ek yapılarla, stratejik önem arz eden pek çok bölgenin haritasının Rus arşivlerindeki tasnifte yer alması önemlidir. Kauffer, Ruslara verdiği bu bilgilerin  ötesinde  kale  yapımları  konusunda  Osmanlı  yönetimini yönlendirmekte  ve  inşaatların  gidişatını  denetlemekteydi.  Bu  sebeple,  inşaat pratiğine  dair eksikleri  ve  sorunları  da  bilmekteydi. Diğer  bir  deyişle,  kale savunmasında zafiyet gösterecek yapı bölümlerine dair detaylı bilgisi olduğu görülmektedir.  Bu  bakış  açısıyla,  Ruslarla  ilişki  kurduğu  sürece  bu  bilgileri sözlü olarak da aracılarla paylaşmış olabilir." "Kauffer’in Ruslarla siyasi ilişkisinin sınırları tam olarak bilinmemekle birlikte, daha geç dönemlerdeki çalışmalarını Ruslarla paylaştığı tespit edildiğinden, İsmail Kalesi’nin de savunma zafiyeti gösteren noktalarının Kauffer tarafından Ruslara bildirilmesi olasılıklar arasında yerini almaktadır. 1790 yılında yazıldığı tahmin edilen ve bu öngörüyü destekleyen bir belgeye göre, Mühendis Kauffer’in, Akkirman Kalesi’nin kontrolü için kaleye Bina Emini Hasan Ağa ile birlikte gideceği, bir sene öncesinde de İsmail, Kili ve çevresini kontrol etmek için gönderildiği, harcırahtan ayrı olarak Kauffer’e 5000 kuruş verildiği bilgisine ulaşılmaktadır. François Kauffer’in Ruslara sunduğu haritaların Karadeniz’in en önemli limanları  ve  kaleleri, gerek Anadolu bölümü gerekse  batı bölümü hakkında kapsamlı ve önemli  bilgiler  içerdiği  görülmektedir.  Bu  haritalarda, boğazlar hakkında stratejik bilgilerin mevcut olduğunu saptamak mümkündür. Kauffer birinci  elden  şahsen  topladığı  bilgiler  dışında  başka  kişiler  tarafından oluşturulan haritalara da sahiptir. (Ref: Oya Şenyurt, Tarih İncelemeleri Dergisi XXVIII / 2, 2013, 487-521) *** Astronomi haritası neden önemli? "Haritacı, haritasını yaparken kurduğu iskeletin (ülke nirengi ağının) bazı noktalarının enlem, boylam, azimut gibi büyüklüklerini ölçmek ve bunları büyük ağ dengelemesinde dikkate almak, bu değerlerden çekül sapması miktarını hesaplayarak bunu çok hassas olması gereken elipsoid üzerindeki hesaplamalarda kullanmak zorundadır. Daha önceleri yapılan tüm yerel ağlarda Kutup Yıldızı gözlemlerinden yararlanarak nirengi ağının bir kenarının coğrafik kuzeyden olan ve azimut diye adlandırılan açısını ölçmek ve hesaplama sonunda bulduğu değerle haritasını yönlendirebilmesi gerekmekteydi. Bunun için gerek Kutup Yıldızı ve gerekse diğer gök cisimlerinin koordinatlarının verildiği yıldız kataloglarına gereksinim vardır. Diğer taraftan yer elipsoidinin büyüklüğünü saptamak amacı ile jeodezik çalışmalara ek olarak astronomik çalışmaların da yapılması gerekir. Bir meridyen uzunluğu nirengi ile ölçülürken bu uzunlukların uçlarında enlem ölçerek ve bu işlemi en az iki yerde yaparak elipsoid boyutları saptanmıştır. Yeryuvarının biçimine en uygun geometrik şekil olarak bir dönel elipsoid düşünülmüş olup halen kullandığımız Uluslararası Hayford elipsoidinde jeodezik ölçülere ek olarak 381 enlem, 131 boylam ve 253 ü azimut olan toplam 765 astronomik gözlem dikkate alınmış ve 32 Laplace noktası başlangıç azimutunun düzeltmesinde kullanılmıştır. Son zamanlarda yapılan ölçülerde Doppler ölçüleri ve bu amaç için atılan uydulardan yararlanarak GPS (Global Positionig System) ile konum saptanmaktadır." Ref: Prof.Dr. Muzaffer Şerbetçi, Türk Haritacılığının 100. kuruluş yılı anısına, İstanbul, 1999
  • Nadir, Sivas Cezaevi halısı...
    • Yaklaşık 11 metrekare (382x286cm.)
    • Kondisyonu 10/8-9.
    • El dokuması, (tahm. 1960'lı yıllar)
    • Pamuk üzeri yün
    ---------------------- (Anadolu Ajansı'nın 26 Şubat 2019 tarihli haberi) Siparişleri 32 yıl önce verilen halıları dokuyorlar Sivas'ta açık cezaevinde kurulan atölyedeki kadın mahkumlar, en son 32 yıl önce siparişleri alınan, her biri yaklaşık 2 yıl emek verilerek hazırlanan halıların dokunup sahiplerine teslim edilmesi için çalışıyor. 200 halı dokunmayı bekliyor Sivas Kadın Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürü Tahsin Yalçın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, cezaevindeki halı atölyesinin 1982'de faaliyete geçtiğin söyledi. Atölyeye 1985-87 arasında "aşırı" halı sipariş verildiğini belirten Yalçın, "Bu nedenle 1987'den sonra artık sipariş alınmamış. Halen 1987'ye kadar alınan 550 halı siparişin tamamlamaya çalışıyoruz. Şimdiye kadar bu halılardan 350'sini sahiplerine teslim edildi. 200 halı da dokunmayı bekliyor" diye konuştu. Tezgah ve mahkum sayısı azaldı Atölye ilk kurulduğunda 150 tezgahta halı dokunduğunu dile getiren Yalçın, "Ancak yıllar geçtikçe tezgah ve mahkum sayısı azaldı. Şimdi 8 tezgahta halı dokuma çalışmalarımızı yürütüyoruz" dedi. Metrekare fiyatı Halının metrekaresine göre her yıl yeni fiyat belirlendiğini kaydeden Yalçın, "Şu andaki satış fiyatımız, metrekaresi bin 600 lira artı yüzde 8 KDV olarak belirlendi. Atölyemizde 7 ve 10 metrekare arasında halı dokuyoruz" diye konuştu.  
  • D.K. koleksiyonu (*)
    • Kağıt
    • Sulu boya
    • İmzalı, 1987
    • 25x19cm.
    (*) DK, henüz çiçeği burnunda bir koleksiyoner iken Betil'i evinde ağırlar. Betil hatıra olarak defter kağıdına müzayede sunduğumuz eseri yapar. ------------------------ Tuncay Betil (1938-1988) Memur bir babanın dört çocuğundan en küçüğü olarak 15 Temmuz 1938 tarihinde Erzincan'da doğdu. 1957 tarihinde Ankara Kız Teknik Olgunlaşma Enstitüsü'nden mezun oldu. Bu yıllarda kısa bir dönem fotomodellik yapmıştır. Alaylı ressam.. 1965 - 1971 yılları arasında Paris'te özel bir atölyede çalıştı. Ankaralı. Resimlerinde koca gözlü insan figürlerine boyayı tinerle karıştırarak masalsı bir derinlik verdi. Oğluna çok düskündü. Anne-çocuk ve şefkat-sevgi gibi ana-oğul ikilisini tematik karakteristiği haline getirdi. Kitap illüstrasyonları yaptı.
rachel cook onlyfans leak türkçe alt yazılı por xnxxforced.com videos pornográficos de lesvianas pretty cute girlfriend lets me tittyfuck, daddy an son porn my massive cock documentary hotwifeporn.vip blacks on blondes com big tit milf gif, chicas haciendo el amor happy ending real video tubxporn.vip فیلم سوپر با زیرنویس فارسی 三 上 悠 亚 视频
WhatsApp chat