• “Chateau des Tuileries” damgalı Sevres çift vazo…
    • Yükseklik, 300mm.
    • “Bertin” imzalı
    • Bronz giydirme
    • Kabartmalı, floral desenleri altın izlenimi vermekle birlikte yaldızlı pirinçtir
    • Tamamı el boyaması
    • Polikrom boyamalı,
    • Vazoların kapak ve tabanlarında “L’S” damgası yeralıyor.
    • uranyum kırmızısı rengindeki "L'S“ markasına "Chateau des Tuleries” damgası eşlik ediyor.
    Chateau des Tuileries, Paris‘te Louvre Müzesi ile Concorde meydanı arasında inşa edilmiş kralın dinlenme sarayıdır. Bugün “Tuileries Bahçeleri” adıyla bildiğimiz saray, 1871 Devrimi’nde yandı. Vazoların da 1871 yılı öncesi yapılmış olabileceği düşünülüyor. Bu görüş makul görünmekle birlikte -temkinli davranarak- vazoları 19’uncu yüzyıl olarak tarihlemek de mümkün. _______________ Rendezade ailesi Chateau des Tuileries damgalı Sevres çift vazo, 150 yıldır Yanyalı Rendazade Aslan Efendi’nin aile terekesinde tutuluyordu. Rendazade Aslan Efendi, Cumhuriyetin kurucu isimlerinden Abdülhalik Renda’nın (1881-1957) babası oluyor. _______________ Tuileries damgası kime ait? Uzmanlarımız arasında ağırlık kazanan görüş, vazoların Gustavus Adolphus Stulz isimli Fransız sanatkarın atölyesinden çıkmış olabileceği yönündedir. Strasbourg’daki Ecole des Arts Decoratifs ve Sevres porselen boyama fabrikasında eğitim alan Stulz’un minyatürleri halen Paris ve Londra’nın belli müzelerinde sergilenmektedir. Stulz, Tuileries sarayının porselen işlerinde sıkça rastlanan bir isimdir.
  • Eser, Atatürk’ün 1928 yılında Milli Eytam ve Emlak Bankası Genel Müdürlüğüne getirdiği Hakkı Saffet (Savfet) Tarı tarafından 1930 başlarında edinildi. 100 yıla yakın süredir Tarı ailesince muhafaza edilmiştir.
    • Tuval, yağlıboya, peyzaj
    • İmzalı, 19. yüzyıl – pirimitif (Osmanlıca / Sabri kulları) (*)
    • 75x100cm. / çerçeveli 98x122cm. (**)
    • Küçük onarım mevcuttur (***)
    (*) Sanatçı “Sabri” kimdir, tespit edilememiştir. Ancak tarz itibariyle “primitif Osmanlı” özellikleri taşıdığı aşikardır. Primitif Osmanlı ressamlarının pek çoğu, çekilmiş fotoğrafları model olarak kullanır. Bu ressamlara foto yorumcuları da diyebiliriz. Asker ya da sivil okul mezunu, yaşam öyküleri pek bilinmeyen kişilerdir. Bir kaç resimle tanınırlar. Resim sanatına hiperrealistleri özendirecek kadar duru, sakin, ıssız yorumla yaklaşırlar. Büyük ölçüde insan figürü barındırmayan peyzajlar çizerler. İmzaları ardına “kulları” deyimini eklerler.. “Kulları” deyimi dinsel politik olup, sanatçı çekingenliğine de bağlanabilir. Hüseyin Giritli, Hilmi Kasımpaşalı, Fahri Kaptan, Ahmet Şekür bu sanatçılardan bazılarıdır. “Foto-yorumcuların fotoğraftaki kompozisyonu, genellikle insan figürleri ve diğer ayrıntılardan çoğunlukla sıyırarak sakin, adeta düşsel denebilecek bir atmosfer yorumuna kavuşturarak aynen uyguladıkları görülür. Bu durumda resmi ön ve arka planları arasında netlik farkı olmaz, ancak çizgisel perspektife ilişkin değerinin ve objektifin yansıttığı net ışık-gölge efektlerinin özenle uygulandığı dikkati çeker.” ( Anadolu Uygarlıkları Ansiklopedisi, Görsel yay. c.6, s.1147-1148) (***) Tuval, gürgen benzeri ağaç şaseye gerilmiştir. Bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen şasede hiç bir şekilde çalışma belirtisi yoktur. Tuval şasesi ağaç çerçevenin içine son derece düzgün şekilde oturtulmuştur. (****) Tarı ailesinin verdiği bilgiye göre eser, 1960’lı yıllarda Ankara Resim ve Heykel müzesinde restorasyona sokuldu. Tuval, iki küçük bölge itibariyle ustalıkla onarıldı. ________________ Hakkı Saffet Tarı (1886 – 1952) İstanbul Mutasarrıfı Saffet Paşa’nın oğludur. Atatürk’ün 1928 yılında Emlak ve Eytam Bankası’na atadığı ilk genel müdürdür. Fenerbahçe Spor Kulübü kurucusu ve 3’üncü başkanıdır. Hakkı Saffet (Safvet) bey, Fenerbahçe’nin kuruluş amacının tanımlandığı “Memlekette terbiye-i bedeniye ve fikriyenin teminine çalışmak ve şübban-ı vatanı mübareze-i hayata ve meşak ve esfar-ı askeriyeye alıştırmak üzere” başlıklı tescil belgesinde “kasadar” olarak anılmaktadır. (Bkz. Dr. Rüştü Dağlaroğlu, Fenerbahçe Spor Kulübü Tarihi 1907 – 1957, Türksesi matbaası, İstanbul, 1957) Hakkı Saffet beyin atama kararı (Devlet Arşivleri) Hakkı Saffet Tarı (Salt Online Osmanlı Bankası arşivi)
  • Ö. F.U / O.U. koleksiyonu. Sıradışı, emsalsiz bir eser... (*)
    • Nuri Abaç
    • İki süvarili at, 1967
    • İmzalı, 70x40cm.
    • Eserde üç ayrı yerde restorasyon vardır. Restorasyonlar son derece başarılıdır. Bu nedenle işaret edilmediği halde restore edilen bölgeler farkedilmemektedir.
    (*) Nuri Abaç, bugün daha bilinir olan Karagöz-Hacivat, taka - gemi, kaz-kuğu benzeri figürleri 1970'li yılların ortalarından sonra yapmaya başladı. Müzayedeye sunduğumuz 1967 tarihli eser serisi ise 1960 yıllarda belirdi. Abaç'ın 60'lı yıllara ait eserlerinde sürreal - fantastik figür ve soyutlamalara rastlanır. ______________ Eserin hikayesi Nuri Abaç'ın ilk defa müzayedeye çıkan sıradışı eseri, 30 yılı aşkın süre aynı ailenin duvarında muhafaza edildi. Abaç, eseri 1980 başlarında Ankara - Mithatpaşa caddesinde Net Reklam unvanıyla reklam ve çerçeve işleri yapan arkadaşı Muharrem Kölay'a bırakır. Net Reklam, Abaç'ın Ankara - Sıhhıye / Halk sokakta atölyesine de yakındır. Eser, uzun yıllar Kölay da kalır. Ö.F.U. ise eseri 1990 başlarında Kölay'dan satın alır.  Ö.F.U, vefat ettiği 2018 yılına kadar eseri muhafaza eder. Sonrasında eser oğlu O.U'ya devrolur. ______________ Nuri Abaç (1926-2008) "Abaç'ın çalışmalarını ilk gençlik yıllarından beri ilgiyle izlemekte olan arkadaşı Haşmet Akal (...) 'Batıda gelişen modern ekollerin şartlarına yüzde yüz uygun ilk Türk resminin Nuri Abaç'la ortaya çıktığını' öne sürmekten çekinmez." (Kaya Özsezgin, 1998) "Abaç resimleri 1970 öncesi ve sonrası olmak üzere iki dönemde incelenebilir. Ancak her iki dönem için de temel aks; fantastik yorumdur. 1970’lerde resimsel anlatımın motifsel dili üzerinde yoğunlaşmaya başlar. Böylece bu dönemden sonra geleneksel kaynaklara yönelen sanatçılar arasına katılır." (Gaye Yeşilsoy, 2015)  
  • Theo Sarmas koleksiyonu. Sıradışı, çok nadir, en uzun Çanakkale. (*)
    • Yükseklik, 55 cm.
    • 20’nci yüzyıl başları…
    • Kondisyonu çok iyi.
    (*) Tespit edilebildiği kadarıyla Türkiye’de ilk defa bu kadar uzun boylu (55 cm.) Çanakkale çömlek – seramik müzayedeye sunuluyor. Çanakkale (çömlek) davulun, Yunan işgal ordusunun Anadolu’dan çekilmesine müteakiben 1922 – 23 mübadelesinde Yunanistan’a götürüldüğü düşünülmektedir.  (Elizabeth French, Hatıra Eşyalar ve Yeni Fikirler… ‘Seeking the Collectors: Çanakkale Jugs in UK Collections’ in Souvenirs and New Ideas…; derleyen Diane Fortenberry, Oxford, 2013, s. 39 – 43) _____________ Provenance: 1960 başlarından beri Theo Sarmas koleksiyonunda tutuluyordu. Londra merkezli Chiswick Auctions şirketinin, 3 Mayıs 2019 tarihli İslam ve Hint Sanat Müzayedesinde (Islamic and Indian Art Auction) lot95 numarasıyla el değiştirdi. ***   Çanakkale davulun karakteristik özellikleri özetle şöyle:
    • Geleneksel şekle sahip küresel gövde.
    • Sırlı, düşük ateşte pişirilmiş.
    • Çanakkale yöresine özel kırmızı kil kullanılmıştır.
    • Uzun konik ayak.
    • Davul ayak kısmına gerilmiş deri dönemine ait olup mükemmel kondisyondadır.
    • Bezeme ve motifler kök boya.
    • Ağız kenarında, stilize rozet ve çapraz spiral bantlardan oluşan kalıplı bezeme.
    • Ayağa doğru, üstte ve ayağın kenarında bakır yeşili (polikarbon) boyalı motifler.
    • Orta alt kısımda üç ayrı bitkisel fisto.
    *** A Canakkale Pottery drum property from the Theo Sarmas Collection Ottoman – Turkey or Provinces, early 20th century of traditional shape, the globular body resting on a tall conical foot, stepped to the edge, the circular mouth still covered with the original leather, the body with moulded decoration near the mouth consisting of a band of stylised rosettes and diagonal spiralling bands, towards the foot three V-shaped moulded vegetal festoons, painted in copper green at the top and on the foot’s edge, with a later rope used as shoulder strap, 55cm high. Provenance: Theo Sarmas collection in London since early 1960s. Of clear ethnographic interest, this drum is a rare and unusual survivor of the early 20th-century Canakkale pottery production. Provenance: Chiswick Auctions, “Islamic and Indian Art Auction”, 3 May 2019, lot95
  • Sultan Reşad'a atıfla Osmanlı devlet arması: "Çok yaşa Padişahım"
    • II. Meşruiyetin anısına... Osmanlı arması
    • 55x48cm.
    • İpek atlas dival işlemeli, altın klaptan… Nakışlar, pirinç çekilerek altın yaldız vurulmuş ince metal iplikle yapılmıştır.
    • Dönemi tespit edilemedi.
    • Eserde, "Çok yaşa Padişahım ve Reşad" ibareleri dikkat çekiyor.
    • Osmanlı arması versiyonları vardır. Müzayedeye sunduğumuz versiyon 1909 - 1910 yılları arasında kullanılmıştır.
    ______________ Provenance Koleksiyon A.Ş tarafından 1999 Nisan ayında düzenlenen müzayededen satın alınmıştır. Fatura bilgilerine göre esere karşılık KDV dahil 85 milyon 230 bin lira ödenmiştir. ______________ Osmanlı İmparatorluğu arması (1882-1922) 19. yüzyılda Birleşik Krallık geleneğindeki nişanlardan etkilenilerek Osmanlı Devleti için hazırlanmıştır. Öncesinde, padişah tuğraları devlet nişanı yerine geçiyordu. Osmanlı arşivlerinde yapılan araştırma sonucu armanın yapılışı hakkında şu bilgilere rastlanmıştır: Osmanlı ile Rusya arasındaki Kırım Savaşı sırasında, Fransızların Sultan Abdülmecid'e verdiği Légion d'honneur nişanı, Osmanlı Devleti ile yakın ilişkiler kurmaya çalışan İngiltere'yi harekete geçirir. İngiltere Kraliçesi Victoria, Fransa'nın verdiği nişana karşılık Kasım 1856'da Dizbağı Nişanı'nı Osmanlı Sultanı'na sunar. 1346'da Kral III. Edward tarafından ortaya çıkarılan Dizbağı Nişanı'nın geleneğinde şöyle bir uygulama vardır: Nişanı alan kişi ya da hükümdarların armaları Londra'da Windsor Sarayı'nda bulunan Saint George Kilisesi'nin duvarında asılmaktadır. Ancak Osmanlı Padişahı'nın arması bulunmamaktadır. Bunun üzerine Kraliçe Victoria, Prens Charles Young ismindeki arma uzmanını Osmanlı için arma tasarlamak üzere görevlendirir. İstanbul'a gelerek araştırmalarda bulunan Young'a, Etyen Pizani isminde bir tercüman yardımcı olur. İngiliz tasarımcı, padişahlık alameti olan saltanat kavuğunu, sorgucu, ay-yıldızlı sancağı ve tuğrayı ön plana çıkararak bir arma hazırlar. Bir yılda hazırlanarak İstanbul'a gönderilen arma çizimlerini Sultan Abdülmecid de beğenir. Bu şekilde oluşan Osmanlı Devleti arması İngiltere'nin Saint George Kilisesi'ndeki yerini alır. Osmanlı nişanının son hali, 17 Nisan 1882'de Sultan II. Abdülhamid tarafından yürürlüğe konmuştur. _____________ Neden Sultan Reşad? İkinci Meşrutiyet'in (1908) ilanından sonra seçimlere gidildi. Seçimleri ittihatçılar kazandı. Seçimlerin ardından oluşan yeni Meclis-i Mebusan 17 Aralık 1908'de çalışmalarına başladı. 6 Nisan 1909 günü muhalif gazeteci Hasan Fehmi Bey'in bir İttihat ve Terakki fedâisi tarafından öldürülmesi, İstanbul'da büyük bir protesto gösterisine yol açtı. Ve sonunda 13 Nisan 1909'da bazı askerî birliklerin ve medrese öğrencilerinin katıldığı ayaklanma başladı. Bazı subaylar ve milletvekilleri linç edildi. İttihatçı olarak bilinen gazeteler yağmalandı. Eski takvimle yeni takvim arasındaki 13 günlük farktan dolayı 31 Mart Vakası olarak anılan bu ayaklanma, Selanik'ten gelen (Atatürk'ün de subay olarak katıldığı) Hareket Ordusu tarafından 24 Nisan'da bastırıldı. 27 Nisan'da yeniden toplanan Meclis, II. Abdülhamid'i bu ayaklanmadan sorumlu tutarak tahttan indirilmesine ve yaşlı şehzade Mehmed Reşâd Efendi'nin V. Mehmed adıyla yerine geçirilmesine karar verdi. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemine damgasını vuran başlıca unsurlardan olan İkinci Meşrutiyet, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarına da büyük etkiler yaptı.
  • Patek Philippe…
    • Satın alındığı tarih: 22 Mayıs 1980
    • Sertifikalı
    • Referans no: 3634
    • Kalibre no:28255, aut.
    • 36 jewels
    • Kasa, 18 ct.
    • Dore kadran, Romen rakamları
    • 0.39 karat pırlanta
    • Kayış, cuir
    • Kondisyon, çok iyi (kullanılmamış)
    • Orijinal kutusunda
    • Marka rehberleri, deri zarf vd. tam set
  • H.E. koleksiyonu. Nadir...
    • 19. yüzyıl
    • El işi, üç parçadan ağaç oyması
    • 66x60cm.
    • Nadir görülen tarzda altın yaldızla dekorlanmıştır
    • Üç parçalı oymanın bir parçasında on yıllara sari çatlak mevcut
    • Sahibinin verdiği bilgiye göre 1990 başlarında müzayededen satın alınmıştır.
     
  • Y. K. koleksiyonu. (*) Rus Çarı 1. Nicholas: "Ayvazovski, ben dünyanın, sen de denizin kralısın!" Emsalsiz, çok nadir... (**)
    • Ivan Konstantinovich Aivazovsky (Ayvazovski)
    • İmzalı, 1884
    • Tuval, yağlı boya
    • 88x132cm.
    • Restorasyon görmüştür. (Haliyle fotoğraflarda detayıyla görülmektedir)
    • Tuvalde çatlaklar mevcuttur.
    (*) Eser, sahibinin verdiği bilgiye göre Antik A.Ş'nin 1990 sonlarında Ankara'da Kent Otel'de düzenlediği müzayededen satın alınmıştır. (**) Rusya Federasyonu Kültür Bakanlığı’nın orijinalliği teyit eden yazısı (ekspertiz raporu) ve yeminli tercümesi mevcuttur. Rapor, 894/01.08.1996 tarih ve sayılı olup Devlet Müzesi Bölüm Şefi Kosoladov tarafından hazırlanmıştır. _________________ Ayvazovski (1817-1900) Kırım doğumlu Ermeni asıllı ressam Ivan Ayvazovski (Hovhannes Ayvazyan) Rus resim sanatının belki de en tanınmış ismidir. Büyük çoğunluğu deniz manzaralarından oluşan  beş bin civarında eseri bulunduğu tahmin edilmektedir. Romantik sanatçı, döneminde Rus çarılarından  Osmanlı Sultanlarına,  Papa 16. Gregor'dan İngiliz dahi William Turner'a uzanan geniş hayran kitlesine sahip olmuştur. Eserleri Louvre Müzesi'nde sergilenen ilk Rus ressam Ayvazovski'dir. Üstün yeteneği Simferopol lisesinde okurken keşfedilen Ayvazovski, 16 yaşındayken  Çar'ın emriyle St. Petersbourg Akademisi'ne kabul edilir. Dönemdaşlarından iki yıl erken bitirdiği eğitiminin ardından devlet tarafından Avrupa'ya gönderilir. 1844'te  (27 yaşında) bir çok ülkede sergi açmış,  uluslararası ün kazanmış bir sanatçı  olarak Rusya'ya döner. Rus filosuyla birlikte yelken açmasına, donanmanın faaliyetlerini belgelemesine fırsat veren "Donanma Ressamlığı”na atanır. Uzun sanat yaşamı boyunca 135 kent gezen 120 kişisel sergi açan Ayvazovski'nin Rusya dışında en sevdiği kentin İstanbul olduğu söylenir. 1845-1890 arasında defalarca ziyaret ettiği Osmanlı başkentinde Abdülaziz, Abdülmecit ve 2. Abdülhamid tarafından saraylarda ağırlanır. “Osmanlı liyakat beratı” verilir. Ayvazovski’nin eserlerinin büyük bir kısmı St. Petersburg, Moskova ve Erivan devlet müzelerinde sergilenmektedir. Dolmabahçe Sarayı, Deniz Müzesi, Askeri Müze, Cumhurbaşkanlığı, Fener Rum Patrikhanesi ve İstanbul Kumkapı Ermeni Patrikhanesi’nin koleksiyonlarında da 30 civarında eseri bulunmaktadır. Kaynakça
    • Amidst the waves. 20 fascinating facts about Ivan Aivazovsky, the artist most loved by the Russians | Arthive
    • Ivan Aivazovsky - "King of the Sea" - Draw Paint Academy
     
rachel cook onlyfans leak türkçe alt yazılı por xnxxforced.com videos pornográficos de lesvianas pretty cute girlfriend lets me tittyfuck, daddy an son porn my massive cock documentary hotwifeporn.vip blacks on blondes com big tit milf gif, chicas haciendo el amor happy ending real video tubxporn.vip فیلم سوپر با زیرنویس فارسی 三 上 悠 亚 视频
WhatsApp chat